Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, ”12 Eylül 2010′da ‘evet’ diyeceğiz, 13 Eylül 2010′da ‘hayır’ diyerek, yeni bir Anayasa’nın kampanyasını yapacağız” dedi.
Kurtulmuş, Nevşehir’in Kozaklı ilçesinde düzenlenen İl Başkanları ve İl Müfettişleri Toplantısı’nın basına açık bölümünde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin son dönemde sıkıntılı bir süreçten geçtiğini belirterek, CHP ve MHP’nin bütün süreçlere sürekli karşı çıktığını söyledi.
Türkiye’de geride kalan 8 yıla bakıldığında hiçbir ülkede görülmeyecek derecede yoğun ve gergin bir kamplaşma siyaseti yaşandığını öne süren Kurtulmuş, iktidar ve muhalefet partilerinin tavrının ülkeyi bu noktaya getirdiğini iddia etti.
-”30 YILDIR İCRAİ SANAT EYLEYEN TERÖR SİYASETÇİLERİ”-
Hiçbir partinin, ”Ben kapılarımı kapattım, diğerleriyle görüşmeyeceğim” deme lüksüne sahip olmadığını savunan Kurtulmuş, ”Bizim teklifimiz şudur: Parlamentoda grubu bulunan 4 siyasi partinin genel başkanı, memleketin meselesini çözemiyorlarsa, Saadet Partisi ve diğer bütün partilerle birlikte hep beraber Hatay’a, İnegöl’e gidelim ve toplumdaki bu tansiyonu düşürelim, çözüm yolunun ne olduğunu bu millete anlatalım. Eğer bu süreç bir şekilde durdurulamazsa, bu memlekette 30 yıldır icrai sanat eyleyen terör siyasetçilerinin ekmeğine yağ sürülmüş olur” dedi.
Türkiye’de Anayasa değişikliği referandumu sürecinde ”ilave bir kamplaşma süreci yürütüldüğünü” iddia eden Kurtulmuş, şunları söyledi:
”Gönüllü Birliktelik Projesi ile Türkiye’de barış ve kardeşliğin nasıl sağlanacağını, çok net bir şekilde ortaya koyan Saadet Partisi, referandum ve Anayasa değişikliği sürecinde de görüşlerini kamuoyuyla en net paylaşan parti olmuştur. Biz, Türkiye Cumhuriyeti’nin artık 2010 yılında demokratik, katılımcı, ileri ve bütün vatandaşlarımızın Anayasa önünde özde ve eşit vatandaş haline getirildiği yeni bir anayasa yapılmasının şart olduğunu düşünüyoruz. Şimdi şuna inanıyorum. Yapılan bu değişiklikler asla reform niteliğinde yapılmış değişiklikler değildir. 12 Eylül Anayasası’nın üzerine yapılmış yeni bir yamadan ibarettir, büyük bir yamadır. Önümüzdeki parlamentoda Türkiye Cumhuriyeti’nin millet tarafından yapılan yeni anayasası, Saadet Partisi öncülüğünde gerçekleştirilecektir. Anayasa değişikliği bizim tekliflerimize göre bazı demokratik açılımların sağlandığı ve millet egemenliği lehinde bazı pozitif adımları içerdiği için bu Anayasa teklifine ‘evet’ diyeceğiz. Ancak bu evet, başından beri ısrarla söylediğimiz şekilde bir Anayasa reformu olduğu için ‘evet’ değildir. O yönde müspet bir adım olduğu için 12 Eylül 2010′da ‘evet’ diyeceğiz, 13 Eylül 2010′da ‘hayır’ diyerek, yeni bir anayasanın kampanyasını yapacağız.”
-”REFERANDUMA EVET, AKP’YE HAYIR”-
Anayasa değişikliği referandumunun farklı değerlendirildiğine vurgu yapan Kurtulmuş, ”Bu referandum, bir hükümet güven oylaması değildir, hükümetin güven oylaması haline dönüştürülmemesi gerekir. Referandum kampanyası bir kamplaşma ortamına dönüştürülürse, bundan en büyük zararı Türkiye demokrasisi görecektir. Onun için ne iktidar partisi kendi için güven oylamasına dönüştürsün ne de muhalefet partileri buradan ‘iktidarı aşağıya indireceğiz’ tartışmasına girsin. İktidara güven oylaması vermiyoruz. Yapılmış, kimisine göre doğru, kimisine göre yanlış bir Anayasa değişiklik paketine ‘evet’ ya da ‘hayır’ diyeceğiz. Dünyanın sonu değildir. Evet çıkarsa da hayır çıkarsa da başımızın üstüne… Referanduma ‘evet’, AKP’ye ‘hayır’…” dedi.
-TSK İÇ HİZMET KANUNU’NUN 35. MADDESİ-
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) İç Hizmet Kanunu’nun 35. Maddesi ile ilgili CHP’nin verdiği değişiklik teklifine de değinen Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
”Türkiye’de vesayetçi sistemden millet egemenliğine geçecek bir siyasi ve hukuki reform süreci şarttır. Yeni bir anayasa şarttır. Siyasi Partiler ve Seçim yasaları ile Meclis İç Tüzüğü’nün değişmesi şarttır. Bütün bunlarla birlikte Türkiye’nin, ikide bir demokrasi yolunun birtakım ihtilallerle önünün kesilmesini önlemek için de, demokrat olup, olmadıklarına bakmaksızın hiçbir personelin, hiçbir devlet memurunun aklının ucundan dahi ihtilal yapmayı geçirmeyeceği, hukuk sistemli bir demokrasiyi inşa etmemiz şarttır. Bunun araçlarından bir tanesi de TSK İç Hizmet Yasası’nın 35. maddesidir. CHP’nin bugün bu noktaya gelmiş olmasını takdirle karşılıyoruz ama ‘Üsküdar’da akşam oldu’ diyoruz.”
CHP’nin sunduğu teklifin, ”Türkiye’de cumhuriyeti koruma ve kollama görevini TSK’dan bütünüyle almadığını” öne süren Kurtulmuş, şunları kaydetti:
”Koruma ve kollama görevini ülkedeki demokratik çerçevenin içerisinde, yani parlamento devam ederken TSK’ya koruma ve kollama görevi veriyor. Yani CHP demek istiyor ki, ‘27 Mayıs yapmayacaksınız, 12 Eylül yapmayacaksınız, açık, net darbe yapmayacaksınız. Ama postmodern balans ayarlarını yapabilirsiniz. 28 Şubat yapabilirsiniz, 27 Nisan yapabilirsiniz’ diyor. Biz ise Saadet Partisi olarak şunu söylüyoruz: Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde bir silahlı kuvvetlerin vazifesi, rejimi içeride korumak değildir. Bu ülkede güçlü, yüksek teknoloji savunma imkanına sahip olan en üst seviyede eğitilmiş bir Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ihtiyaç vardır. Ama bu Türk Silahlı Kuvvetleri’nin asla ve asla hiçbir gerekçeyle Türkiye’nin iç politikalarına karışmaması zorunludur. Bunu sağlamak için de öncelikle Anayasa’daki mantığın değiştirilmesi ve buna bağlı olarak diğer yasal düzenlemelerin yapılması gerekir. Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde iç düşman tehdidi üzerinden bir güvenlik sistemi oluşmaz.”
-SAADET PARTİSİ’NİN KONGRE SÜRECİ-
Sadet Patisi’nin, son günlerde basın ve kamuoyunda ”Bir numaralı gündem maddesi” haline geldiğini ifade eden Kurtulmuş, şunları söyledi:
”Türkiye’nin siyaset çevreleri, kamuoyu ve medya, bundan sonra Türkiye’de Saadet Partisi’ni iktidarın yegane alternatifi olarak görüyor, onun için bu kadar ilgileniyor. Türkiye’de iktidar ve muhalefet partilerinin 8 yıldır kavgadan başka hiçbir şey yapmadığı ortamda Saadet Partisi, bütün millet tarafından ilgiyle izleniyor ve inşallah önümüzdeki dönemin muktedir siyasal adresi olarak iktidarın yegane alternatifi olarak ortada duruyor. Kongreden sonra bazı arkadaşların olağanüstü kongre yapılması için talepleri oldu. Hukuk ne istiyor, ne söylüyorsa onu yerine getiririz. Arkadaşlarımızın talepleri ortadadır. Partimizin ilgili arkadaşları bu hukuki sürece devam edeceklerdir. Türkiye’deki Siyasi Partiler Yasası ve partimizin tüzüğüne göre kongre yeri ve zamanının tespit edilmesi için il başkanlarıyla istişare edilmesi, arkasından Genel İdare Kurulu’nda istişare edilerek, kararın alınması gerekiyor. Saadet Partisi’nin kongresi makul bir süre içerisinde yapılacaktır.”
-”KARDEŞLİK HUKUKUNA RİAYET EDİYORUM”-
Bu kongrenin, partinin birlik ve bütünlüğünü sağlayacağını ifade eden Kurtulmuş, şöyle konuştu:
”Saadet Partisi, başka partiler gibi bir kongre partisi haline getirilmeyecektir, buna müsaade etmeyeceğiz. İki listeli kongrelerden sonra birtakım kırgınlıklar, küskünlükler olur. Ancak kardeşlik hukukunu zedeleyecek hiçbir söz ve davranış içinde olmamanızı tavsiye ederim. Ben buna riayet ediyorum. Kim ne söylerse söylesin, duymazdan gelip, yoluma devam ediyorum. Biz, hayatı sadece politikadan ibaret gören insanlar değiliz. Hayat bir bütündür. Dostluklar, kardeşlikler, hukuklar var. Hiç kimse, bir diğerinin yüzüne bakamayacağı sözü ve işi ortaya koymasın. Biz bu ülkede nevzuhur bir siyasi hareketin adı değiliz. 1071′den bu tarafa hakkın, hukukun, adaletin sesiyiz ve kıyamete kadar bu ses bu topraklarda var olmaya devam edecektir.”
Salondakileri, partilerinin iç meselelerini medya önünde tartışmamaları konusunda uyaran Kurtulmuş, konuşmasını şöyle tamamladı:
”Medya önünde meseleleri konuşmak, acizlik işaretidir. Kamuoyunun önünde bu meseleleri tartışmak, bir ailenin kendi iç işini mahalle kahvesinde konuşmasından farksızdır. İnşallah görüp bakacaksınız, aradan bir süre geçtikten sonra bütün bu tartışmalar unutulur, ortaya bir tek sonuç çıkar. Saadet Partisi, Milli Görüş, Türkiye’nin yegane iktidar alternatifidir. Bundan sonra benim ve partim için kongrenin ne zaman ne şekilde yapılacağı konusu sadece teknik bir detaydır. Hep beraber istişarelerimizi yaparız. Sonuçta vaktimizi, işimizi, gücümüzü buna ayıracak değiliz. Kongreyi yapar geçeriz, ama önümüzde bir referandum süreci var. Halkın büyük bir kısmı Saadet Partisi’nden gelecek sözleri bekliyor. Size tavsiyem; içinize dönmeyin, dışınıza dönüp bakın. Allah, dostlarımızı sadık, yolumuzu açık etsin.”
Kurtulmuş’un konuşmasının ardından, Ardahan, Şırnak, Hakkari, Muğla, Tunceli ve Amasya dışındaki illerden gelen 75 il başkanı ile 52 müfettişin katıldığı toplantı, basına kapalı devam etti.
AA
Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, il başkanları toplantısında konuştu. Kurtulmuş siyaset ve medya çevrelerinde partilerinin gündem olduğunu bunun nedenlerini anlattı. İşte ayrıntılar: